29 Aralık 2012 Cumartesi

alış veriş sepetim

bugün.. süpermarketin birinde..
malum yılbaşı öncesi..
kalabalık..
yaşlı bir adam..
daha da yaşlı bir kadını tekerlekli iskemlede gezdiriyordu..
kadın..
en az market arabasının arkasına oturtulmuş çocuklar kadar şendi..
ışıl ışıl gözleri, yapay ışıkların hemen hepsini, 
masumca yenmişti...

yaşam;
renkli renkli reyonlarla dolu..
bereketli..
hareketli..
bir oyun alanı..
peki, biz bu alanda hangi duygularla geziniyor
ve nasıl alış veriş yapıyoruz?

azimli ve kararlı görünüşümüzün altında
sadece görevi yapıp çıkmak mı var?
rastgele sepet doldurup dolduruşa gelenlerden miyiz?
itiraf edelim, en kuytu köşemiz neresi?
hiç hırsızlık geçiyor mu aklımızdan?
promosyonlarla karnımızı doyurup kaçtığımız oluyor mu arada?
son kullanma tarihi demişken..
neyin tarihini geçiriyoruz sürekli?
saçma ve gereksiz bulduğumuz ürünler kapış kapış giderken fal taşı gözlerimize dikkat ediyor muyuz hiç?
en üste rafa uzanamadığımızda nasıl yardım istiyoruz?
para dışında ne bırakıyoruz orada?
kasadaki kıza.. pardon.. yoksa genç bir delikanlı mı o?
"bir poşet daha" yerine ne diyoruz?
ne geliyor da dilimizin ucuna yutuyoruz geri?
listeyi biz mi hazırlıyoruz?
yoksa..
tutuşturuyorlar mı elimize?
"organik de organik" diye dolanırken..
hangi yapaylıklarımızdan arınma telaşındayız?
ıslık çalıp şarkı mırıldanıyor muyuz hiç sırada beklerken?
sahi, neyi bekliyoruz ki biz?

ben bir kadın gördüm bugün..
yaşamın tam da göbeğinde..
gülümsedi, gülümsedim...
keyifli bir alış, keyifli bir verişti vesselam...
tüm o kalabalık içinde..
o vardı..
yuvarlanıp gitse de o...
kesinlikle vardı!

                                                 "alış veriş sepetim", 29.12.2012, bir gülümseyişte

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder