29 Temmuz 2013 Pazartesi

sezon indirimi...

itiraf edeyim hiç böylesi bir şey yazacağım aklıma gelmezdi..
büyük söyleme aj, sadece yaz modu..
yaz modu demişken sezon bitti bitiyor
henüz tatile çıkamayanlar ya da bayramı bekleyenler için nahoş kelimeler ettiysem de
öyle.. öyle bitiyor..

neyse efendim, hazır sezon bitiyor diye hafta sonu biraz mağaza gezeyim dedim..
malum.. her şeyin 40 beden ve üstü, L, XL kaldığı şeylere indirim,
S ve XS olan hemen her şeyin pudra fondöten ve ruj lekesiyle renklendiği ıvır zıvırlara da yeni sezon denir..
geziyorum işte, kah müzik güzel olduğu için, kah kliması kıvamında serin diye dalmışım bir yerlere..
zaten dışarıda neredeyse adım atacak yer de yok..
işte o mağazaların birinde geliyor bu kelimeler bu sefer..
gözlerimden gözlemlerimden..

ey hatun milleti.. ne güzel eşinizi sevgilinizi alıp alış verişe çıkmışsınız..
koskaca mağazanın orta bir yerlerinde çocuk parkına bırakır gibi bırakmışsınız yakışıklıyı..
siz de karıştır karıştır sonra illa ki yakıştır modunda..
"ayy benim sevgilim hiç sesini çıkarmaz, ben alışveriş yaparken hiç sıkılmaz" diyenlerden misiniz?
ne güzel..
ben bir ipucu vereyim mi neden gıkı çıkmıyor diye..
etrafta bir sürü fıstık, çıtır, kıtır.. 
renkli renkli, mini mini elbiseler şortlar denerken neden çıksın ki?
ha siz "aşkım sarı mı, turuncu mu karar veremedim?" diye sızlanırken
ve o size "ikisi de yakışır hayatım" diye mırıldanırken yan kabindeki yeşil elbisenin 
minik detaylarını da düşünüyor olabilir mi acaba?
acaba diyorum sadece..
malum.. 
özgüven sahibi olmakla ladese tutulmak arasında bıçak sırtı bir yer var..
ha bir de psikolocik bir ipucu... 
insan beyni aynı türden bir şeyin iyisini gördü mü, birazcık alt versiyonuna bile "cık" diyormuş..
kıyas kıyas kıyas...
yani mesele sadece ortalık yerde sevgiliyi bırakmak değil,
hani şu %99 u reklam olan dumbell niyetine satın aldığımız dergiler falan var ya..
onlar da pek ortalık yerde tutulası bir şey değil..
gözleri bir fotoğrafa takılırsa falan yanlışlıkla
hemen ardından
hani biz de adriana heidi kate falan değilsek oradakilerden bir gram fazlamız bir cm eksiğimiz varsa
daha çirkin algılanıyormuşuz..
yani.. bu uzmanların fikri..
denemesi pahalı olabilir, 
ya da bu gibi durumların da sezon indirimi olabilir, bilemem...

fazla uzadı bu kızsal durumlar sanki..
yeni sezon diyelim bitirelim..
önümüzdeki günlerde bolca siyah beyaz giyiniyoruz
pardon giydiriliyoruz..
yaz başı yaşadıklarımız modaya uymuş gözümüz aydın..
ara renkler yok.. ya siyah ya da beyazsın...
fifty fifty size ne çağrıştırırsa artık..
hoş gele yeni sezon lütfen hoş görüne...

                                                            "sezon indirimi", 29.07.2013, caDDe

23 Temmuz 2013 Salı

masumiyet hariç...

hediye ettiğim pek çok kitap ya çöpe atılmış
ya da ilgili midir bilmediğim başka birilerine verilmiştir..
hikayeleri sonradan sonradan gelir kulağıma..
hedefe gitmemişler orada burada savrulmuşlardır..
kitap hediye etmeye tövbe dediğim bir zamanda gelen bir kitap üzerine
bir iki satır bir şey olacak bu yazı işte..

e ben de hemen bana gelir gelmez başladım diyemem kitaba..
epey bir bekledi.. kadın kadın hissedilen bir sohbetin tam ortasında bahsi geçmiş
sonra da onun tarafından bana pat diye hediye edilmişti..
denildiği gibi bir solukta saran bir havası var..
ve yine denilen gibi ağır bir hali..
bir aşk hikayesi anlatılan..
kitabın ismi cismi lazım değil, az biraz meraklısına müzesi de var deyip geçelim..
bilen bilmeyene fısıldar..

tüm duygularla örülü kitabın baş rolünde acı var... kıvranmak...
basitçe mide ağrısı denen şey..
kalp ağrısı diyen de olur arada..
"olamaz" diyorum kendime.. "bu kadar aynı tarif edilemez tüm yaşananlar"
o duyguları yaşayan tek aciz benim
nasıl olur da, hem de bir erkek aynı açmazda sıkışıp kalır...
bu işte bir terslik var.. ya da yok...
aşk acısı denen derin ve en eski aldatmaca kadın erkek demeden insana
aynı şekilde yansıyor işte...
asıl acı olan bu..
aşkın insana çektirdiğini ne kadın erkeğe
ne de erkek kadına çektiriyor...

kitabı okurken bir yandan düşünüyorum, 
"o kadın" hariç tüm kadınlara bir şekilde ulaşan şiirleri, resimleri, besteleri falan..
zalim ve de zalim, 7 cihanın aşık olduğu "o" ballı dilberler neyi ne kadar hisseder bilmem ama..
"şu erkeklere aşk acılarını sanata dönüştürmeleri yasaklansa
daha mı iyi olurdu ne?" diye geçiyor aklımdan...
böylece,
biz o duyguların ifadesine tesadüfen! rastlayan kadınlara
"ne adamlar var aslında" diye boş yere umut verilmez,
biz de tanımadığımız nice güzellere
gerçekte bu hikayede olduğu gibi hiç de özenilecek bir hayatları olmamasına rağmen,
sırf hastalıklı bir şekilde sevilmiş oldukları için özenmezdik..
ve sonra sonra bu özenme hatta dürüst olayım kıskanma hali için
bir utanç ve pişmanlık duymazdık..

işte kitabın bir yanıyla beni deli eden hali de bu..
çünkü içimdeki kızgın kadını ortaya çıkarıyor..
kırık.. ve acımasız kadını..
ve o kadın hikayenin tam da sonunda o kadar net ortaya çıkıyor ki...
o mu ben? ben mi o?

kadın erkeğe, erkek kadına
insan insana karışıyor kitap biterken
ve duygular duygulara...
ve bence..
geride masumiyet hariç her şeyi bırakıp gidiyor...

                                                                                 "masumiyet hariç", 23.07.2013, isT.