'Çok sıcak' demeye bile halimizin kalmadığı bir yaz yaşıyoruz. İştahımız yerinde sadece gölgeye kaçtı. Ne çok kişiden duyuyorum karpuz, peynir, ekmek diye...
Memleketimizde hala karpuz yetişiyor mu? Çok Şükür
Tarladan erişebileceğimiz bir yere ulaştıranlar var mı? Çok Şükür
Oradan alıp evimize taşıyabilecek fiziksel gücümüz var mı? Çok Şükür
Satın alabilecek maddi gücümüz var mı? Çok Şükür
Kesip dilimleyebilecek becerimiz var mı? Çok Şükür
Tadımlık veya doyumluk yiyebilecek sağlığımız var mı? Çok Şükür
Paylaşabileceğimiz birileri var mı? Çok Şükür
Tadına tat katacak katığımız var mı? Çok Şükür
Bittiğinde bu döngüyü yeniden başlatacak sürdürülebilirliği var mı? Çok Şükür
Çok mu abarttım? Kim bilir?
Biri hariç hepsi var Çok Şükür. Hı Hı doğru tahmin ettiniz, karpuz kesme fobisini ben icat ettim, aklımdan geçirmek bile bana bir harakiri hissiyatı veriyor. Karpuz yemek için, ya ailemi bekliyorum, ya onlara gidiyorum, ya ikram edilmesini bekliyorum ya da öğle yemeklerinde menüde çıkmasını. Ha alıp evime taşıyabilir miyim ondan da pek emin değilim. Hı Hı yine haklısınız, artık dilimlenmiş olarak da satın almak mümkün. Bu benim gibi beceriksizler için mi, yoksullaştığımız için mi, modernleştiğimiz için mi bilmiyorum. Tek bildiğim bana yalnızlığımı hatırlatması tıpkı anahtarla eve girmek gibi.
'Yine karpuz, peynir, ekmek' gibi basit ve doğal bir cümlenin bir başkası için hiç de öyle olmadığı, benim için son derece basit ve doğal kim bilir hangi cümlemin bir başkası için hiç de öyle olmama ihtimali.
Şeytan gibi Melekler de detaylarda gizli. Hayatımızdaki bizim için doğal olan o varlık cümlelerini Fark edelim, Şükredelim, Bereketini artıralım; çünkü, Bereket; ayrı ayrı ufak gibi duran çeşitliliğin bütünsel varlığı ve bu varlığını daha da hayırlı, anlamlı hale getirmek için çoğalma arzusu.
Uzun lafı kısası, benim için de bir dilim yersiniz belki, kim bilir? 🙋
