3 Ocak 2014 Cuma

bir martı olsaydım eğer

istanbul'da bir martı olsam..
bir lokma simit uğruna birbirini didikleyenlerden olmazdım
o mücadeleye hiç girmez
aç kalmak pahasına 
"can verildiyse rızık da gelir" derdim..
vapur kovalamaktansa
minicik bedenimle bir roronun önüne siper olur
"hey yolcu!, nereden gelir, nereye gidersin?,
var mıdır uçmaya değer diyarlar?" diye sorar dururdum..
bir kanadım "gidemezsin buralardan" derken
diğer kanadım "başka yerlerdedir kayıp ruhum" diye huysuzlanır dururdu..
ve tüm bu dırdır ve vırvır; galata, kız kulesi ve haydarpaşa huzur üçgeninde
sallanıp dururdu muhtemelen...

gece olunca boğazın en manzaralı yerini bulurdum..
yine de aldanmaz ve düşmezdim ışıl ışıl rüyaya..
üşüsem bile asıl beni ısıtanın yüreğim olduğunu bilirdim 
ürkek ve biraz da yabani titrekliğimde..
olur olmaz pisleyip talih dağıtır mıydım bilmem de,
vapur dilencileri ile suratsız, selamsız ve içinden istanbul kaçmış insanlarına
isabet derdine düşerdim belki... 
illa ki de, uyuz olurdum ucundan,
sosyal medya kuşu olmayı istemez,
biri tam çekerken pır olur giderdim kuvvetle muhtemel...

o mudur, şu mudur bilemem..
belki de tüm "-mez, -maz ve cıkları" yapar,
"olur elbet" dediklerimden kaçardım...
ben istanbul'da bir martı olsaydım eğer,
insan halimden hallice 
kanatlarım olduğu için her ana şükreder
insanlığıma kanat çırpar çırpar dururdum...

                                      "bir martı olsaydım eğer", 03.01.2014, son satırda