8 Ekim 2012 Pazartesi

yeni bir oyun..

tek başıma konser, tiyatro, sinema olayını severim.. biraz da ankara günlerimin kazanımıdır bana.. kendi dinginliğimde sadece etkinliğe odaklanmak iyi gelir .. önünde arkasında günlük telaşa, kaygılara ya da neşeli paylaşımlara yer olmadan.. pat diye geçişlerdense, öncesindeki tek başınalık macera, ayrı bir keyif verir bana..

diğer yandan bazen öyle şeyler geliyor ki sahneye.. bir başka zihin, beden, ruh ve duygu rehberliği, yarenliği istiyor can.. güzel bir yemek sonrası kahve gibi, üzerine tatlı bir sohbet ihtiyacı doğuyor.

aşk.. üzerine her türlü renkten, acıdan, mutluluktan, deneyimden, kitaplardan, alıntılar çalıntılar yapa yapa bitiremediğimiz aşk.. oyun atölyesinin yeni oyunu.. paylaşmaya susamış olarak ilk işim yorumlara bakmak oldu.. yok! benim izlerken tam olarak aldığım hissettiğim değil bunların hiç biri..

kadın erkekten çok çok öte.. ikisinin de olmadığı, varlığın bedenden çok öte, tek bir şey olarak ortaya çıktığı başka bir boyuttu benim sahnemdekiler.. o aşk ruhu genişleten, besleyen ilahiye uzanan bambaşka bir şeydi, hikayeden öte bir anlatımdı..

bu oyun bana göre, varlığın özgürlüğünü genişleten her şeydi... hem çok tanıdık hem de belirsiz ve yeni..gönül ister..bir dost daha gitsin.. pandaların hikayesini bir de biz anlatalım birbirimize...

                                                 07.10.2012, "yeni bir oyun", pandaları aradığım yerde

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder