biraz karmaşa..
biraz umutsuzluk..
trafik..
e birazcık da kalabalık şehrin birinde..
her şeye rağmen..
sürüp giden festivallerden biri olsam...
bir tepenin başında..
açık havada..
eski eskilerin arasında dolanan..
merak eden..
aranan..
o koku için oralara gelen...
genç yaşlı
ilgili ilgisiz insanlarım olsa...
tezgahlarımda bolca kitap..
sarı sayfalar..
ayrılmış ciltler..
kimi sere serpe..
kimi dizi dizi raflarda..
bolca plaklar olsa bir de..
küçüklü büyüklü...
biraz bizden biraz dünyadan..
ve dergiler..
şimdi yerini sayısız çeşide,
konuya, renge bırakmış dergiler..
sonra kadının biri gelse..
"ihtiyarlamadan yaşlanma sanatı" başlıklı bir tefrika için..
bir "hayat" alsa...
zaman makinesine binmiş gibi..
geleceğe..
yoksa geçmişe mi...
yol almaya başlasa..
Kirk Douglas'ın Spartaküs diye bir film çektiğini öğrense mesela..
doğumundan 16 yıl öncesine ait haftalık burcunu okusa..
Nina Ricci ve Chanel'in yaz kreasyonundan seçme elbiselere bayılsa...
İsmet Sıral ve Orkestrası'nın dünya caz festivali macerasına ortak olsa..
çok mu fantastik bir öykü olur?
ya da tarih bildiği bir zaman dilimini
şimdiye taşıyarak..
ihtiyarlamadan geleceğe mi gitmiş olur?
03.10.2012, "bir tuhaf boyut: zaman", sahaf festivalinde
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder