içimde bir canavar var benim..
arada bir beni tamamen ele geçiriyor..
o kadar karanlık ve devasa bir şeyki bu
varlığımın neresinden çıkıyor hala anlayamıyorum
ona "gel sen yaz" dedim kaç defa..
kaçıyor, yanaşmıyor,
tüm hıncını, tüm o kalabalık laflarını bana saklıyor..
yiyor bitiriyor beni.. kurt gibi ince ince kemiriyor bazen
bazen de bir vahşetle lime lime ediyor..
doymak bilmeyen, aç çok çok aç bir canavar o..
başka bir frekanstan radyo dalgası gibi..
ona ayarlandım mı susmak bilmiyor..
nasıl geliyorum o noktaya
hangi ara mağarasından uyanıyor kestiremiyorum artık..
tek bildiğim, her bir istasyonumu darmadağın ettiği...
kör bir kuyuya çekiyor beni..
anlamsız demek bile anlamsız bir hal alıyor..
tüm zamanlar bir araya geliyor..
her an burada..
zamanların mahşer yerine dönüyor etraf..
ben bir türlü hoş gelemesem de..
dostlar, aşk meşk sanıyor...
"ne yaktı canını" diye soruyorlar..
ne aşktır ne meşktir ne de bir ilüzyondur can yakan..
canın yanması da değildir mesele..
canın oyulması ve bir girdaba çekilmesi
ve tüm bunlara kayıtsız kalan bir gözlem halidir olan biten..
kusmak istersin kalır orada..
yabancılaşırsın..
duyarsızlaşırsın..
elinle her görüntüyü dağıtacakmışsın gibi gelir..
ilk defa tv gören birinin ekrana dokununca görüntüye değecekmiş hissiyle
saflığıyla bulanırsın..
yaldızlı bir kafeste olduğunu anlarsın sonra..
ne ötmek gelir içinden ne de kanatlanıp uçmak...
seviye atlayamayınca bilgisayar başında çılgına dönen bir çocuk gibi olursun..
şımarık, huysuz, yenilmeye doyamayan..
çaaat diye kapatasın gelir bilgisayarı..
olmaz, bütün düğmeler kitlenir kalır ve sen onu bile beceremezsin..
işte benim canavarım budur..
sizinle yüzleşemeyecek kadar ödlek ve bir o kadar da karanlık...
çıktı mı ayar bozan..
sustu mu sinen saklanan..
buz gibi titrek..ne o seviyor beni ne de ben onu..
bir süre böyle..
uzlaşana kadar... anlayana kadar birbirimizi böyle..
o zamana kadar canavar ve ben...
yaşamaya dair ne varsa deneyimlemeye aynen devam...
"içimdeki canavar", 07.02.2013, kör kuyumda
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder