hafif çamura bulanmış ayakkabılarından
hatırlıyorum seni..
soğuk o kadar hafif değildi üstelik..
şehrin alışık olmadığı bir ürperti..
karıncalanan ellerin değil..
bir dolu zihin zırvası..
yaklaştın bana kararsız..
bulanık adımlarla..
çamura bulanan başka hallerinle..
gece geç vakitti öyle hatırlıyorum ben...
bir sokak lambası..
yarı aydınlık ben gibi..
yaklaştın..
biraz daha...
söndürürken bir izmariti..
ellerini fark ettin..
titreyerek uzandın bana...
boğazını temizledin belli belirsiz..
gevelemek istedin..
yine olmadı..
dokunamadın buz gibi maviliğime bir türlü...
yuttuğum kelimelerin sayısı
yuvarlak sarı madenlerden fazla...
o gece suskunluğun girdi araya..
ve unutulmuşluğumu hatırlattın bana...
ben, mavi...
tek başına..
eski bir telefonum..
şehrin ortasında..
ısrarla ayakta..
belki bir "merhaba" dersin
diye bekledim ben o gece..
ne bana diyebildin..
ne de ona...
gece..
sen..
ben..
bir de sokak lambası...
ve..
bir çift arkası dönük çamurda
eriyip giden..
nice söylenememiş "merhaba"lar..
öyle hatırlıyorum ben...
"bir çift çamur", 22.02.2013, mavi suskunlukta
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder