dün akşam bir seminere katıldım..
bolluk, bereket, para, kariyer, kısmet ne derseniz işte onun için..
açılsın, saçılsın diye..
tabi bu tür şeylerde bulduğunuz her zaman kendiniz ve düşünceleriniz oluyor..
buna benzer çalışmalara daha önce de katıldım, okudum, konuştum, biliyorum da biliyorum
bıdır bıdır da bıdır..
yine de öyle olmuyor işte..
insanı kendinden daha fazla şaşırtan başka da bir şey yok..
dün birazcık ve hafiften tanıdığım biriyle pat diye karşı karşıya geldim...
bu sefer cesurca çıktı karşıma..
"hadi canım tanımıyor olamazsın beni" diye de sızlandı hafiften..
ona da dedim size de söylüyorum, bu kadarını beklemiyordum..
efendim, karşıma çıkan kadın.. Tanrı'ya güven duymuyordu...
arka sıradan bir kadın "Tanrı'nın bizi cehenneme götüreceğine inanıyoruz da,
cennete götüreceğine inanmıyoruz" dediğinde çıktı bu kadın karşıma...
evet.. tam da böyle, dün akşama kadar benim bildiğim, iletişimde olduğum Tanrı..
ben iyi çocuk değildim, yeterli değildim onun gözünde.. o yüzden beni ödüllendirmiyordu..
yoksa evet cezası yüce olduğu kadar sevgi ve takdiri de boldu, sonsuzdu..
güven duyulmayan onun gücü değil, onun iyiliğine maruz kalamayacak kadar iyi olduğuma güvenmediğimdi..
oysa egosunu didikleyen nice insana..
"Tanrı'nın gözünden kendini görebilseydin ne çok severdin kendini"
dediğimi nasıl da hatırlıyorum..
kendime söylüyormuşum da haberim yok...
sahi neden bu kadar günahkar hissediyoruz kendimizi..
neden bu kadar güzel, mutlu, harika, hayallerin ötesinde olumlu olasılıklar varken
kendimize layık göremiyoruz bunları bir türlü..
filmlerimize bir bakın...
iyi olanlar hep başka boyutlardan, süper güçleri olan kahramanlar..
kötü olanlar da hep insan.. hep insan..
bu sabah kahvaltı hazırlarken "Tanrı istemezse yaprak düşmezmiş"
diye mırıldanıyordum..
pek bir inançsız söylemiş olmalıyım ki..
hiç beklemediğim bir anda şişeler düştü !! arka arkaya...
tamam Tanrım biliyorum düşürmeye gücün ve isteğin var..
ve artık biliyorum tam tersine de var..
o yüzden şarkımı değiştiriyorum..
bunu da duyacağına eminim...
"Tanrı'ya güvendiğinizde çiçekler de açarmış, tohumcuklar da..."
"çiçekler de.. tohumcuklar da...", 30.01.2013, şişelerin devrildiği yerde..
Günahkar ve ya kötü hissetmemiz ve istediğimiz halde bu hissiyatı değiştiremememiz tamamen yetiştirilmemizden kaynaklanıyor.
YanıtlaSilAlgılarımızın yanlış kodlanmasından dolayı, düşünsel refleklerimiz bir türlü aşamadığımız kalın duvarlar örüyor beynimizin çevresine.
Bu da bizi arzu etmediğimiz huzursuzluklara itiyor.
Kesinlikle, katılıyorum sana. Küçüklüğümüzden beri duyduğumuz, "iyi, kötü", "güzel, çirkin" sınıflandırmaları, başkaları ile sürekli kıyaslanmamız bizi özümüzden, kendimizden uzaklaştırıyor. Kendimizi olduğumuz gibi kabul edemediğimizde de olumlu durumlara, olaylara, deneyimlere kendimizi layık göremiyoruz...ve yılların birikimi olan bu duvarları bir anda yıkmak kolay olmuyor. Diğer yandan en azından bunların farkında olmak ve değişmek için emek vermek, kendimiz için yapabileceğimiz en güzel şey. Yorumun ve değerli katkın için teşekkürler Tolga :)
YanıtlaSil