ben küçükken tipi tip vardı..
ilginç bir tipti gerçekten..
tadı hala damağımda..
sonra yavaş yavaş çeşitler arttı..
biraz daha şekillendi, renklendi...
arabalı olanlar çıktı..
yeni oyunlar keşfettik...
aslında rekabet duygumuzu,
hız tutkumuzu..
estetik, renk, model kavramlarımızı
keskinleştirdik resim arabalarımızı yarıştırırken..
aldığımız tadın çok da önemi kalmamıştı artık..
sonra hafiften büyüdük..
romantizme özendik..
çilekle muzun aşk aromasında..
bir gittik bir geldik...
ağzımıza sakız olan nice aşklar tattık, tattırdık...
peki... ne ara... gerçekten hangi ara..
sakızı cinsel bir kimliğe bürüdük biz?
büyüdük kirlendik derken çocuksu sakızlarımızı neden o masum devrede bırakmadık da
prezervatif kutusu benzer ambalajlara tıkıştırdık?
bir reklam.. orta yaşlarında popülerliğinin zirvesinde yakışıklı ve seksi bir adam..
gece klübü ortamı.. etrafında bir sürü güzel kadın..
kutudan ikram edilen bir sakız..
neyin mesajı bu?
henüz üç yaşındayken bir sepet dolusu sakızı önüne döküp
şekerleri bittikten sonra tükürüp yenisini açan masum bir kız çocuğu biliyorum ben...
çocuklarımızdan her şeyi çaldık...
sokak kavgalarını, ağaca tırmanma şanslarını,
kaydıraklarını, salıncaklarını, bez bebeklerini,
paylaşımlarını, pikniklerini,
saklambaç ve körebelerini..
artık dizleri değil,
el bilekleri parçalanıyor çocuklarımızın futbol oynarken...
biri bana açıklasın lütfen..
neden...
neden sakızlarını da çaldık çocukların?
içimizdeki çocuk bu kadar karanlık olamaz...
bu kadar büyümemiş,
tatminsiz ve
özenti dolu...
nefesimiz kokuşmuşluğumuzu yansıtıyor diye..
neden sona eriyor
masum bir yanakta patlayan balonlar?
ben o kız çocuğuna nasıl anlatırım?
basitçe söyleyin..
neden?
"08.01.2013", sakızın ahlaki yolculuğu, masum bir balon patlağında..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder