o sabah olağan buluşmalarımızdan biriydi..
ben uyanık, yarı keyifli, yarı bekler o kavuşma anını..
bu kez dudaklarında ıslık yerine muzip bir gülümseme
kıskanmak için bir sebep yok henüz
durdurdu beni.. hem de onu tam öptüğü yerde...
bu anı hatırlamasına ne gerek vardı şimdi?
bana baktı hafiften kızgın...
başımı sallamaya gücüm yetmedi
sonra da onu düşündü adım gibi eminim
o muzip kıvrımlar birden şefkate dönerse anlamaz mıyım hiç?
belli belirsiz bir yüz geçti sanki tam arkamızdan
mırıldanır sersem bir hali vardı
benimki aldırmadı...
bir buhar bulutu aralığındaki yansımada
bir ara ciddileşti bakışları...
ve tabi ben de peşinden..
bir anda minik bir sendeleyen adım..
itiraf edeyim silkindim bu halimden
"dikkat et, bir daha kesersen öpmem seni"
dedi, ciddi ciddi
"hı hı" diye ekledi ensemizdeki gölge yüz
güldü bir de hafiften..
çoğu sabah onun inatçı gerçekliğinin üzerinden
bazen sert, bazen de şefkatle kayarak geçen,
sonrasında neler olup bittiğinden çoğu zaman habersiz,
güzel bir gün dileği hiç bilinmeyen ben...
ben sıradan bir traş bıçağı
doğrudan ve anında kestirip atan
etrafında bunca nazlı ve yalancı hatun varken
ne yapabilirim ki ben?
aynen devam ederim yoluma,
sabah sabah taze bir "merhaba",
arada kanatıp
sebep olsam da minik, sevimli bir kiraz dudağa...
"eh arada", 03.07.2014, onun öptüğü yerde
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder