"seni ağlatmak niyetinde değilim, biliyorsun" diye mırıldandı
kadın oralı olmadı bile,
gözleri onda, aklı başka yerdeydi
ilk damla birazdan sol gözünden düşecekti
emin olduğu tek şey buydu ...
o, bu kez biraz sesini yükseltmişti
hatta hafiften acı duyar bir hali de vardı..
"sana hiç olduğumdan farklı görünmedim,
kat kat bir varlığın altında özümden başka bir şey vermedim sana"
kadın deriiin bir nefes aldı,
durdular bir an..
"ben" diye devam etti
bu kez gerçekten ağlatmak isteyen bir can havliyle
"ben sadece birikmişliklerine aracı oluyorum hepsi bu"
"bitecek" dedi sonra, pes ederek..
"yakacaksın beni, bitireceksin her şeyi,
kavrulurken ben, içini döktüğünde sen,
yeni tatlar arayışındayken sen..."
sesi artık iyice solmuş,
karışık bir ruh halinin cızırtısına dönmüştü..
son nefesinde son kez denedi...
kadın bilmeliydi gerçeği...
"teninde bir süre daha kalacak kokum biliyorsun değil mi?,
şu son anların tek şahidi,
o koku canlı tutacak her şeyi...
şimdi anlıyorsun değil mi?
ben.. tencerende kavrulan bir kuru soğan...
ağlatmak niyetinde değildim seni,
hayat pencerende yüreğini kavuranlara
bir iki damla serptim ve geçtim..
belki kendi kuruluğuma da şifa olur diye..."
29.04.2014, "şifa olur diye...", pencereli mutfakta
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder