bu sabah öyle bir kış güneşi vurdu ki cama...
perdemi tıklattı usulca..
açtım..araladım.. buyur ettim..
içime çektim...
onun gibi "ifade edebilir miyim" ki bu ışığı..
bu tonlamayı.. bu vurguyu..
bu tazeliği..
onun gibi duru.. ve yumuşak..
dişi enerjinin şefkati ve iyileştirici gücüyle...
pembeler lilaya dönerken..
çok tatlı bir yeşile kavuşurken..
"japon köprüsü"nden geçerken...
bir umudu bir güne bağlar mıyım..
ya da güllerle bezenmiş bir yol olur muyum..
karşı pencereye..
bir dostun yüzüne...
ben hep kabarmış gönüllerden yaratılmış eserler gördüm...
dellenmeyi bekledim sabırla..
akmak için..
yazı olup rahata ermek için...
bana gösterdin ya...
ruhun engin dinginliğinin eşsiz yansımalarını...
yüz yıldan fazla zaman geçmiş bir fırça darbenin üstünden..
ben yine de kucakladım ya o nilüferleri...
"mavi zambaklar" a bayıldım ya ben hani...
görür görmez o denli tanıdık, o denli heyecan verici...
işte o an tanıdım seni...
gönüllerine ağır kadifeler döşemiş nice insan varken..
gözlerine perdeler mi inmiş...
kimin umurunda?...
her şeyin birbirine mi karışmış zamanla..
kimin umurunda?...
sen ve mavi zambakların varken...
ben buyur etmişken kış güneşini...
yaşamı ıskalayanlar..
kimin umurunda?...
"mavi zambaklar", 24.11.2012, atlı köşk
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder