28 Eylül 2012 Cuma

bir gecelik rüya...



Dün gece boğazın kendine has o ışıkları, kokusu ve esintisi altında kadın olmanın doyumunu çektim içime derin derin..keyifli bir müzik eşliğinde..ne opera ne de pop.. dört farklı milliyetten gelen sesin; ikisinin ortasında, kendilerine özel yarattıkları bir yerde …romantizmin dili olmasa da, İtalyanca ve İspanyolca nedense daha güzel bir sos oluyor bu duygulara…

Eminim bugün sayfalar dolup taşmıştır çekilen fotoğraflar ve videolarla.. böyle bir an öncesi, biletimi verip yerime yerleşip üstüne sadece check-in yapan gruba dahilim ben..sonra unutuyor ve ilişiğimi kesiyorum telefonumla.. bu yazı için hormonlarım o kadar güzel bir denge içindeki konuyla ilgili haberlere bile bakmadım.. sadece kendi görüntülerimi kendi dilimle yansıtıyorum..

Sahneledekilerin ilk İstanbul tecrübesi.. ve hayranlıklarını dile getirmeleri..eskiden bir yabancı bizimle ilgili güzel bir şey söylese daha mı çok heyecanlanırdık ne?..alıştık ve yine de mutluyuz tabi…grubun Amerikalısı bir ara diyor ki, “iyi geceler Bizans..oh üzgünüm, Konstantin.. oh hayır İstanbul!”..bakıyorum arada “olmadı şimdi bu” diye mızmızlanmalar…devamında diyor ki “ne kadar eski ve köklü bir tarihe sahipsiniz, benim ülkem çok genç”..bunu her Amerikalı hisseder İstanbul’u gezerken de kolay kolay itiraf etmez, edemez…İstanbul’u İstanbul’u yapan tüm değerlere, farklılıklara, bu topraklardaki tüm yaşanmışlıklara saygı duyan ve onu gerçekten anlayabilmek için tüm isimlerini kabul eden biri olarak ben bu selamlaşmadan çok da onur duyuyorum..

Tanrım ! bir erkeği takım elbise içinde görmeyi nasıl da özlemişim ben.. ofis elbiselerinden değil ! gerçek bir takım elbiseden bahsediyorum.. tüm o erkeksi güzelliği, estetiği ortaya çıkaran.. ceket, papyon, kravat, kumaş pantolon değil dediğim.. o kostüme uyum sağlayan bir ruh, bir cesaret, bir muzırlık, bir ciddiyet… bir kendini bilmez, farkındasız, biraz küstah, oldukça kışkırtıcı, kendini beğenme ve beğendirme hali.. sanırım erkeklerin meleksi kanatlarını ortaya çıkaran en şık büyü bu.. o ana gidiyorum ansızın..şaşkınlık için de…onu damatlıkla gördüğüm anı.. o ayna karşısında “oldu mu acaba” diye bakınırken o ana kadar fark etmediğim neyi gördüğümü anlamaya çalıştığım kadın halime… ilk defa aklıma geliyor uzun bir aradan sonra..tehlikeli sulardan hemen geri dönüyorum boğazın hiç olmazsa tanıdık akıntısına…tam o anda sahnenin Amerikalısı “burası spotların altında oldukça sıcak” diyip papyonunu çıkarıyor ve gelen çığlık seslerine dönüp “farkındasınız değil mi? bu sadece papyon” diyiveriyor…işte bu! demek istediğim sadece bu.. teşekkürler David !

İzleyicilerin büyük çoğunluğu kadın..yanlarındaki erkeklerin de biraz onların ısrarları ile gelmiş gibi bir halleri var…sahnedekiler bozulmayan bu geleneğin gayet farkındalar ve şovlarının büyük kısmı buna odaklanmış durumda.. evet gerçekten hepsi yakışıklı, karizmatik ve seksi…opera diyince akla ilk gelen göbekli ciddi imajlardan o kadar uzaklar ki..bir parça pop çocuksuluğu, zıpırlığı eklenmiş.. kendilerine has mizah, tarz, duruş ve elbette özgüvenleriyle güzel bir yere yerleşmiş…ve sesler.. her kadının boynundan aşağıya süzülmesini isteyeceği cinsten..tonu, rengi, yumuşaklığı, titreşimi, gücünden, daha öte… niyeti, anlamı, dokunuşuyla nasıl yaşandığı, neler yaşatacağıyla tanımlanan sesler..özenli..uyumlu..sözlerden bağımsız..o anlık..tüketmeye kıyamayıp duymaya doyamayacağın haliyle.. yine boğazın büyüsünden kopup ihtişamlı bir binaya gidiyorum bu kez…kendimi bir anda kabarık, gösterişli bir elbisenin içinde gizli bir balkondan, hayranlıkla yasak bir şeyi gözlüyormuş gibi hissediyorum..ve aniden kopan bir alkışla yeniden 21. yüzyıla dönüyorum…Farinelli il Castrato kadınından il Divo kadınına dönüşüyorum…hikayeyi bilenler için, bu çok daha iyi bir durum ;)

İstanbulumun bir sonbaharı daha…sonlara doğru hafifçe ürperiyorum…bir kıtadan bir kıtaya şimdi bir motorun köpük müziğinde dönerken… bana sarılan ve sadece bana söylenen bir şarkıyı yaşamıma çektiğimi biliyorum…

                                                                        bir gecelik rüya, 27.08.2012, estamBuL