"anda olmak" la ilgili yazmayı düşündüğüm başka bir ana zıplıyorum şimdi, zihnim maymun misali oynayacak yine.. "yeter" diyor "şimdi" ye bu kadar odaklandığımız.. sayıyorum kendi kendime, bir taraftan derin derin nefes alırken, sahi ben neyi sayıyordum? neredeyim, ne yapıyorum? bundan sonra hangi hareketi yapacaktım, kaç kez? sol bacağımı yaptım mı? hangi kaslarımın ne kadar yandığının farkında mıyım? fark ediyorum kızgınlık haliyle... orada değilim, otomatiğe bağlamış şekilde yapıyorum sadece hareketleri, öylesine, yapmış olmak için... spor.. zihni dağıtmak için yaptığımız aktivitelerden biri, eğer farkındalığımız tamamen bedendeyse evet işe yarar gerçekten.. yok beden bir yerde kafa bir yerdeyse sıfır fayda, gereksiz yorgunluk sadece..
yazmalıyım bunun üstüne, silkelenmek için uyandırmak için.. "hey sen, gittin yine bir yerlere, dön gel!" diye... hani arabam evin yolunu bilir ve bulur nasıl geldim gittim anlamadım diye böbürleniyorsun ya, yok işte öyle otomatiğe bağlanmış gerçekler, yaşamıyorsun.. şimdi ve burada değilsen yaşamıyorsun özetle...
konser salonundayım.. hınca hınç dolu.. devasa davullar sahnede.. tam 125 yıl öncesi ve tarihimin bana uzak bir köşesi.. batan bir fırkateyn için düzenlenmiş bir gece.. birileri bizim adımıza yas tutmaya devam ediyor, öyle insanlar ki, tüm insanlığa ait kollektif bilincin arşivi gibiler... ve ilk davulun sesi.. müthiş.. bir anda sahnede, istedikleri yapılmamış da ellerine ne geçerse öfkeyle vuran yaramaz çocuklara benzeyen adamlar beliriyor... oradalar, "an"dalar, sonsuz olasılık ve limitsiz potansiyelin içinde davul oluyorlar, devasa makaslar, ziller, kendema.. sadece o an var.. tek boyut; şimdi ve orada.. herkes o büyünün içinde.. melodiden bağımsız sadece ritm var, tüm duyguları içeren müthiş bir zeka, disiplin, performans.. minik nükteler arada.. yine her şey orada.. küçük çekik gözlü dostlar iyice devleşti.. çoook uzun zamandan sonra ilk defa bir şeyi ağzım gerçek anlamında bir karış açık izliyorum.. her şey çok planlı, yerli yerinde ve o kadar o "an"dalar ki sanki her şey doğaçlama gelişiyor gibi.. sıradan disiplinin eşsiz bir ritüele çevrilmesi.. evrilmesi.. fark edin "an"da olanları, yaptıkları işe nasıl ibadet gibi yaklaştıklarını.. gerçekten yaşayanlar onlar işte, hayatı bize ilham olanlar..
evet, ya sen? ya ben? neredeyiz? sakin...balkonumdayım, yazarken sırtımı eğmişim yine, güneş solumu geçmiş.. dönmek güzel.. hoş gelmişim ben...
"nereye gittim ben?", şimdi, balkonumda
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder