7 Aralık 2014 Pazar

balböceğim...

o; anne baba olmanın getirdiği tüm zoraki ve külfetli yükümlülüklerden bağımsız, onu doya doya sevebilmektir..
o; kardeşinin sevdiği kişiyi artık daha iyi anlamak, canına daha yakından dokunabilmektir..
o; çocukluğunu bildiğin adamın baba olduğuna halaaa inanamamaktır..
o; aman "ben beceremem, emanet çocuk mazallah" diyip bir taraftan kaçarken kendini bir anda ona bağlanmış bulmaktır...
o; bastırdığınız çocuksu tarafınızı, bile bile isteye isteye onunla ortaya çıkarmak yeniden koltukların üstünde hoplayabilmektir..
o; çocukluğunun baş kahramanı olabilmek için olabildiğince saçmalamaktır..
o; moonwalk yaparken duvara toslamak ve sonra birlikte kahkaya boğulmaktır..
o; sayesinde tüm yoğurtçu parkıyla selamlaşmak, kaydırağı yeniden keşfetmektir..
o; patatesi suya bandırıp yemek, bebe bisküvisini bir sen bir ben paylaşmaktır...
o; ona doğar doğmaz aldığın GS formasına rağmen, ileride Fenerli olma ihtimaline karşı şimdiden kendini hazırlamaktır...
o; şimdiye dek sana "bak yeğen" diyenleri daha iyi anlamaktır...
o; anne babanın kıyamadığı anlarda bir çift sahte çatık kaşla olaya müdahale edip arkasından ona sımsıkı sarılmaktır...
o; "organik olduğu halde yemediğimiz şeylerden biri sümüktür" meselesini anlatmaya çalıştığın kişiden ipad kullanmayı öğrenmektir...
o; kendini en çaresiz, en yalnız hissettiğin bir anda gözlerinde kaybolup kocaman gülümseyerek kendine geldiğin en etkili şifacındır...

yıllar evvel, Candan yeğenine "hoşgeldin melek" dediğinde abartmış olabilir mi demiştim.. 
az bile demiş...
beni her haliyle mutlu eden tek erkek... 
kanatlanıp kondun kucağıma...
balböceğim...
doğum günün kutlu olsun...
birlikte "o" diye başlayıp giden nice cümleler yazmaya...

                                                                                07.12.2014, "balböceğim", erenKöy

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder